Yeşil Mutabakat, Sürdürülebilir Finans ve Türkiye’deki Gelişmeler
Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) derecelendirme faaliyetlerinin şeffaflığı ve bütünlüğü ile (AB) 2019/2088 ve (AB) 2023/2859 sayılı Tüzüklerin değiştirilmesi hakkında (AB) 2024/3005 sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü 12/12/2024 tarihli AB Resmi Gazetesinde yayımlandı. (https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/PDF/?uri=OJ:L_202403005)
Avrupa Birliği, çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) derecelendirme faaliyetlerinde şeffaflık, standartlaşma ve karşılaştırılabilirlik eksikliğinin yatırımcı güvenini zedeleyen temel sorunlar arasında yer aldığından hareketle, ESG derecelendirmeleri ve sağlayıcılarına ilişkin kapsamlı bir düzenleme geliştiriyor.
Avrupa Menkul Kıymetler ve Piyasalar Otoritesi’nin (ESMA) denetiminde yürütülecek olan bu yeni düzenlemeyle AB, sürdürülebilir finans piyasalarını güçlendirmeyi, yatırımcı güvenini artırmayı ve sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemeyi amaçlıyor.
Yeni düzenleme, ESG derecelendirme sağlayıcılarının şeffaflık, bağımsızlık ve güvenilirlik ilkelerine uygun şekilde faaliyet göstermesini zorunlu kılarken, AB’nin 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedeflerine katkıda bulunmayı hedefliyor.
AB aynı zamanda bu düzenleme sayesinde ESG derecelendirme faaliyetlerinde uluslararası standartların oluşturulmasında lider bir rol üstlenmeyi de arzu ediyor.
Amaç
(AB) 2024/3005 sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü temelde ESG derecelendirmelerine dair şeffaflık gereklilikleri ile ESG derecelendirme sağlayıcılarının organizasyonu ve faaliyetlerine ilişkin kurallar getirerek, iç pazarın sorunsuz bir şekilde işlemesine katkıda bulunmayı, tüketicilere ve yatırımcılara yüksek düzeyde koruma sağlamayı ve yeşil aklama ile sosyal aklama dahil diğer yanlış bilgi türlerini önlemeyi amaçlamaktadır.
Kapsam
Tüzük, AB içindeki ESG derecelendirme sağlayıcıları ile sözleşmeler yoluyla AB’de faaliyet gösteren kuruluşlara derecelendirme sağlayan AB dışı kuruluşları kapsamaktadır.
Kamuya açık olmayan özel ESG derecelendirmeleri, çevresel, sosyal veya yönetişimle ilgili yalnızca veri sağlayan analiz ve raporlamalar, yatırım araştırması veya sertifikasyon süreçleri kapsamında oluşturulan derecelendirmeler, kar amacı gütmeyen kuruluşların ticari olmayan amaçlarla yayımladığı ESG derecelendirmeleri, Avrupa Yeşil Tahvillerinin dış incelemeleri gibi özel durumlar, Tüzüğün kapsamı dışında tutulmuştur. Ancak, kar amacı gütmeyen kuruluşlar belirli ücretler karşılığında ESG derecelendirme hizmeti sunuyorsa, Tüzük hükümlerine tabi olacaktır.
Geçici rejim
Tüzük kapsamında küçük ölçekli ESG derecelendirme sağlayıcılarının daha hafif düzenlemelere tabi tutulduğu bir geçici rejim öngörülmüştür. Bu rejim, 3 yıl veya hizmet sunucunun “küçük ölçekli” sınıflandırması sona erene kadar geçerlidir. Bu süre sonunda hizmet sağlayıcılar faaliyetlerine devam edebilmek için tam yetkilendirme başvurusunda bulunmak zorundadır.
AB’de Faaliyet Göstermek için Gereklilikler
AB’de ESG derecelendirme sağlayıcısı olarak faaliyet göstermek isteyen tüzel kişilerin, ESMA’dan izin alınması (Yetkilendirme (Madde 6)), başka bir ülke düzenlemesiyle eşdeğer bir sistemin kabul edilmesi (Eşdeğerlik Kararı (Madde 10)), diğer yetkilendirilmiş sağlayıcıların onayıyla çalışılması (Onay (Madde 11)) veya küçük ölçekli hizmet sağlayıcılar için özel tanıma rejimi uygulanması (Tanıma (Madde 12)) yöntemlerinden birini kullanarak faaliyet izni alması gerekmektedir.
Bu kapsamda, ilgili ESG derecelendirme sağlayıcıları Tüzüğün Ek I’inde belirtilen tüm bilgileri içeren bir başvuruyu ESMA’ya iletir. Başvuru, AB’nin resmi dillerinden birinde sunulmalıdır. ESMA, 25 iş günü içinde başvurunun eksiksiz olup olmadığını değerlendirir ve gerekirse eksik bilgiler için ek süre verir. Tamamlanan başvurular, 90 iş günü içinde ESMA tarafından değerlendirilir ve izin verme veya reddetme kararı alınır. İzin, AB genelinde geçerli olup, kararlar başvuru sahibine ve ilgili AB otoritelerine bildirilir.
AB Dışındaki ESG Değerlendirme Sağlayıcılar İçin Eşdeğerlik, Onay ve Tanıma Süreçleri
Bu düzenlemeler, AB dışındaki ESG derecelendirme sağlayıcılarının Birlik içinde faaliyet göstermesi için sıkı denetim, işbirliği ve uyum gerekliliklerini tanımlamaktadır
Eşdeğerlik Rejimi: Birlik dışında kurulan ESG derecelendirme sağlayıcılarının Birlik içinde faaliyet gösterebilmesi için sağlayıcı, üçüncü bir ülkede yetkilendirilmiş, kayıtlı ve denetime tabi olmalı; ESMA’ya başvurarak gerekli belgeleri ve denetim otoritelerinin bilgilerini sağlamalı; Komisyon, üçüncü ülkenin düzenlemelerini bu Yönetmelik ile eşdeğer olarak tanıyan bir karar almalıdır. Ayrıca, ESMA ile üçüncü ülke denetim otoritesi arasında işbirliği düzenlemeleri bulunmalıdır.
Birlik Dışındaki Sağlayıcıların ESG Derecelendirmelerinin Onayı: Birlik içinde yerleşik bir ESG sağlayıcısı, aynı gruba ait üçüncü ülke sağlayıcılarının ESG derecelendirmelerini belirli koşullarla onaylayabilir. Bunun için, Birlik içindeki sağlayıcının, ESMA'dan onay almak için başvuruda bulunması; onaylayan hizmet sağlayıcının, analiz ve karar alma kapasitesine sahip olması ve ESG derecelendirmelerinin bu Tüzük standartlarına uygun olduğunun doğrulanması gerekmektedir. Onaylayan hizmet sağlayıcı, onaylanan derecelendirmelerin ve Tüzük gerekliliklerine uyumun tüm sorumluluğunu taşır.
Birlik Dışında Kurulan Sağlayıcıların Tanınması: Hizmet sağlayıcı, yıllık net cirosu belirli bir sınırın altında olan küçük bir kuruluş olmalıdır. ESMA’ya tanınma başvurusunda bulunarak gerekli bilgileri sunar ve bir yasal temsilci atar. Yasal temsilci, hizmet sağlayıcının Tüzük gerekliliklerini karşıladığını göstermelidir.
Yetkilerin Askıya Alınması
ESMA, ESG derecelendirme sağlayıcısının yetki alırken yanlış bilgi vermesi, ciddi veya tekrarlı ihlallerde bulunması ile son 12 ay içinde ESG derecelendirmesi sağlamaması gibi durumlarda yetkisini askıya alabilir veya geri çekebilir.
Yetkilendirilmiş sağlayıcılar, koşullarda meydana gelen önemli değişiklikleri (ör. yeni bir şube açılması) ESMA’ya bildirmekle yükümlüdür.
ESMA, yetkili ESG sağlayıcılarını denetleme, cezalandırma ve gerekli durumlarda yetkilerini geri çekme hakkına sahiptir.
Kayıt ve Bilgiye Erişim
ESMA, ESG sağlayıcılarının kimlik bilgilerini içeren bir sicil oluşturacak ve bu sicili kamuya açık şekilde güncel tutacaktır. 2028'den itibaren, ESG sağlayıcılarının kamuya sundukları bilgilerin, veri çıkarılabilir ve makine tarafından okunabilir formatlarda ESAP (Avrupa Tek Erişim Noktası) üzerinden erişilebilir olması zorunlu hale gelecektir. ESMA, bu süreçte veri yapılandırması ve meta veriler için teknik standartlar geliştirecek ve doğruluğu sağlamak adına yönergeler oluşturacaktır.

ESG Derecelendirme Sağlayıcılarının Faaliyetlerinin Bağımsızlık, Güvenilirlik ve Bütünlüğünü Sağlamaya Yönelik Genel İlkeler
- Derecelendirme faaliyetlerinin siyasi ve ekonomik etkilerden bağımsız olması sağlanmalı ve süreçler, yazılı politikalarla desteklenmelidir.
- Titiz, sistematik, bağımsız ve şeffaf derecelendirme metodolojileri kullanılmalı ve bu metodolojiler en az yılda bir kez gözden geçirilmelidir.
- İç kontrol mekanizmaları ve bilgi işlem sistemleri için sağlam prosedürler oluşturulmalı ve bunlar düzenli olarak değerlendirilmelidir.
- ESG derecelendirmeleri, yeterli kalitede ve güvenilir kaynaklardan alınan bilgilere dayandırılmalı, görüşlerin gerekçelendirilebilir olması sağlanmalıdır.
- Bağımsız bir gözetim işlevi kurulmalı ve tüm derecelendirme süreçleri üzerinde denetim yapılmalıdır.
- Derecelendirme faaliyetlerinde ticari sırlar ve fikri mülkiyet korunmalı, yalnızca yayımlanmış metodolojilere uygun değişiklikler yapılmalıdır.
ESG Derecelendirme Sağlayıcılarının Faaliyet Alanlarını ve Çıkar Çatışmalarını Önlemek İçin Alınması Gereken Önlemler
- ESG derecelendirme sağlayıcıları; yatırım danışmanlığı, kredi notu verme, kıyas noktaları sağlama, finansal tabloların denetimi, kredi kuruluşu faaliyetleri gibi belirli faaliyetleri gerçekleştiremez.
- Ancak, belirli önlemleri alarak finansal tabloların denetimi ve sürdürülebilirlik raporlaması gibi bazı faaliyetleri yürütebilirler. Bu önlemler, faaliyetlerin özerkliğini sağlama, çıkar çatışmalarını önleme ve çalışanların rollerini net şekilde ayırmayı içerir.
- ESMA, ESG sağlayıcılarının kıyaslama ölçütleri sağlama taleplerini değerlendirir ve uygun önlemler alındığında bu faaliyetlere izin verebilir.
- ESG sağlayıcılarının çalışanları, doğrudan değerlendirme süreçlerine katıldıkları ürünlere ilişkin diğer yasaklı faaliyetleri gerçekleştiremez.
- ESG sağlayıcıları, faaliyetlerinin bağımsızlığını korumak ve çıkar çatışmasını önlemek için diğer hizmetleri sunarken dikkatli olmalı, risk varsa bu hizmetlerden kaçınmalıdır.
Çıkar çatışması risklerini önlemek için gereken düzenleyici standartlar ESMA tarafından hazırlanacaktır.Türkiye’nin sürdürülebilir finans yol haritasındaki en kritik gelişmelerden biri ise 2024 yılında yayımlanan Yeşil Taksonomi Yönetmeliği Taslağıdır. AB Taksonomisi ile yüksek uyum gözetilerek hazırlanan bu taslak, ekonomik faaliyetlerin çevresel hedefler doğrultusunda sınıflandırılmasına yönelik temel kriterleri belirlemektedir. Taslakta yalnızca sürdürülebilir faaliyetler değil, aynı zamanda “geçiş faaliyetleri” ve “kolaylaştırıcı faaliyetler” de tanımlanmıştır. Böylece, yüksek karbonlu sektörlerden daha düşük karbonlu teknolojilere geçişi destekleyen yatırımlar da sürdürülebilir finans kapsamına alınmıştır. Yönetmelik taslağına göre, şirketler 31 Aralık 2026’ya kadar gönüllü olarak raporlama yapabilecek, ancak 1 Ocak 2027 itibarıyla bu raporlama yükümlülüğü zorunlu hale gelecektir. Ayrıca raporlamaların dijital olarak E-Taksonomi Sistemi üzerinden yapılacağı ve yükümlülüklere uymayan şirketlere Çevre Kanunu kapsamında idari para cezaları uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu durum, yalnızca finans sektörünü değil, reel sektörün de sürdürülebilirlik kriterleri doğrultusunda dönüşmesini zorunlu kılacak ve Türkiye’de iş yapma biçimlerini köklü şekilde değiştirecektir.
Sonuç olarak, sürdürülebilir finans, hem küresel ölçekte iklim kriziyle mücadele hem de sosyal ve ekonomik kalkınmanın sağlanması için kritik bir rol oynamaktadır. Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında geliştirdiği finansal düzenlemeler, Türkiye için de yol gösterici olmuş; ülke, TSRS standartları ve Yeşil Taksonomi Taslağı gibi düzenlemelerle ulusal düzeyde önemli adımlar atmıştır. Türkiye’nin 2027’den itibaren zorunlu hale gelecek Yeşil Taksonomi uygulaması, yalnızca finansal piyasalarda şeffaflığı ve yatırımcı güvenini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda sanayiden enerjiye, ulaşımdan tarıma kadar pek çok sektörde sürdürülebilir dönüşümün hızlanmasını sağlayacaktır. Bu dönüşüm, Türkiye’nin uluslararası yatırımcılar nezdindeki rekabet gücünü yükseltirken, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre ve daha dirençli bir ekonomi bırakma yolunda stratejik bir katkı sunacaktır.

