Sürdürülebilir Finans

Yeşil Mutabakat, Sürdürülebilir Finans ve Türkiye’deki Gelişmeler

Günümüzde, iklim değişikliği ile mücadele ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşma çabaları, finans dünyasının dönüşümünü zorunlu kılmaktadır. Birleşmiş Milletler tarafından 2030 yılına kadar küresel ölçekte yoksulluğun ortadan kaldırılması, gezegenin korunması ve tüm insanların barış ve refah içinde yaşamasını sağlamak amacıyla belirlenen Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin (SKH) hayata geçirilebilmesi için her yıl 5 ila 7 trilyon ABD doları arasında bir finansmana ihtiyaç duyulduğu tahmin edilmektedir.

Mevcut finansman kaynakları ile SKH’lere ulaşmak için gereken finansman arasındaki açık, özel sektör yatırımları, kamu fonları, yardım kuruluşları ve uluslararası finansal kuruluşların katkılarıyla kapatılmaya çalışılsa da, mevcut çabalar yeterli değildir ve daha fazla kaynağa ihtiyaç duyulmaktadır. Tam da bu noktada sürdürülebilir finans kavramının önemi ortaya çıkmaktadır.

Sürdürülebilir Finans Nedir?

Sürdürülebilir finans kavramı, farklı kurumlar tarafından çeşitli şekillerde tanımlansa da ortak nokta, çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) faktörlerinin finansal karar alma süreçlerine sistematik biçimde dahil edilmesidir.

Uluslararası Finans Kurumu (IFC), bu kavramı bankaların ve finansal kuruluşların sosyal ve çevresel riskleri daha etkin biçimde yönetmelerini ve aynı zamanda bu alanlarda ortaya çıkan fırsatları değerlendirmelerini sağlayan bir yaklaşım olarak tanımlamaktadır.

Avrupa Komisyonu ise sürdürülebilir finansı, finansal yatırım kararlarının alınmasında ESG kriterlerinin dikkate alınması olarak açıklamaktadır.

Ancak bu noktada sık yapılan bir yanılgı, sürdürülebilir finansın yalnızca çevresel boyuta indirgenmesidir. Oysa sürdürülebilir finans, çevre odaklı projelerin yanı sıra sosyal alanlarda eşitsizliklerin azaltılması, yönetişimde şeffaflığın sağlanması gibi çok daha geniş bir perspektifi kapsamaktadır. Bu bağlamda, sürdürülebilir finansın alt kümesi olan yeşil finans yalnızca çevresel kriterlere odaklanırken, sürdürülebilir finans yaklaşımı ESG bütününü dikkate alarak daha kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır.

Sürdürülebilir Finans Araçları Nelerdir?

Yeşil Tahviller: Yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, temiz su ve atık yönetimi gibi çevre dostu projeleri finanse etmek amacıyla ihraç edilen tahvillerdir.

Sosyal Tahviller: Uygun fiyatlı konutlar, eğitim, sağlık hizmetleri ve iş gücünün desteklenmesi gibi sosyal fayda sağlayan projelere yatırım yapmak için ihraç edilen tahvillerdir.

Sürdürülebilirlik Tahvilleri: Hem çevresel hem de sosyal projelere fon sağlamak amacıyla kullanılan tahvillerdir. Bu tahviller, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkıda bulunmayı amaçlayan projelere yatırım yapar.

Yeşil Krediler: Enerji verimliliği projeleri, yenilenebilir enerji yatırımları ve çevre dostu altyapı projeleri gibi çevresel fayda sağlayan projeleri finanse etmek için verilen kredilerdir.

ESG Fonları: Yatırım portföyleri, çevresel, sosyal ve yönetişim kriterlerine göre seçilen şirket hisseleri ve diğer varlıklardan oluşur.

Sosyal Etki Yatırımları: Yatırımların finansal getirinin ötesinde, toplumsal eşitsizlikleri azaltma, eğitim ve sağlık gibi alanlarda iyileştirmeler sağlama gibi sosyal bir etkisi olması hedeflenir.

Sürdürülebilir Endeks Fonları: Sürdürülebilirlik kriterlerine göre seçilmiş şirketlerin performansını izleyen endeks fonlarıdır.

Karbon Kredisi Piyasaları: Karbon emisyonlarını azaltma hedefi olan şirketler, karbon kredileri satın alarak bu hedeflerine ulaşabilirler

AB Sürdürülebilir Finans Çerçevesinin Ana Unsurları

Sürdürülebilir büyümeyi destekleyen bir finansal sistem inşa etme çabalarının ön saflarında yer alan AB’nin Avrupa Yeşil Mutabakatını desteklemek amacıyla sürdürülebilirlik unsurlarını finansal politikalarının ayrılmaz bir parçası haline getirme çabaları kapsamında kullandığı araçlar:

Taksonomi

12 Temmuz 2020’de yürürlüğe giren (AB) 2020/852 Sayılı Tüzük ile çevresel açıdan sürdürülebilir ekonomik faaliyetler listelenip bir sınıflandırma sistemi oluşturulmuştur. Taksonomi Tüzüğünde ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilir olarak sınıflandırılması bakımından altı hedefe (iklim değişikliğinin azaltılması, iklim değişikliğine uyum, su ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı ve korunması, döngüsel ekonomiye geçiş, kirliliğin önlenmesi ve kontrolü, biyoçeşitliliğin ve ekosistemlerin restorasyonu) yer verilmektedir.

Ayrıca, bir ekonomik faaliyetin taksonomi ile uyumlu olarak tanımlanabilmesi için en az bir çevresel hedefe önemli katkı sağlamak; diğer herhangi bir çevresel hedefe önemli bir zarar vermemek; asgari sosyal güvencelere ve teknik inceleme kriterlerine uymak olarak sıralan dört koşulu karşılaması gerekmektedir.

Avrupa Yeşil Tahvil Standardı

Avrupa Yeşil Tahvil Standardı ile AB, düşük karbonlu geçiş için gerekli varlıkların finansmanında önemli bir rol oynayan yeşil tahviller için anlaşılır bir altın standart belirlemeyi amaçlamaktadır.

Gönüllü olarak uygulanacak bu standart, yeşil ekonomik faaliyetleri tanımlamak için AB taksonomisinin detaylı kriterlerine dayanmakta, piyasadaki en iyi uygulamalarla uyumlu şeffaflık seviyesi sağlamakta ve ihraç öncesi ve sonrası incelemeleri yürüten şirketlerin Avrupa düzeyinde denetimini öngörmektedir.

ESG Derecelendirmesine Yönelik Aktiviteler

ESG derecelendirmesi yatırımcılar için ve sürdürülebilir yatırımlara olan güveni artırmak açısından giderek daha önemli bir rol oynamaktadır. Ancak ESG derecelendirme sağlayıcıları tarafından kullanılan birçok farklı yöntem söz konusudur.

AB, ESG derecelendirme faaliyetlerine ilişkin olarak yatırımcıların ve diğer paydaşların ESG derecelendirme hedefleri (neyi değerlendirdikleri) ve metodolojileri (nasıl değerlendirdikleri) hakkında güvenilir ve karşılaştırılabilir bilgilere erişmelerini sağlayacak yeni bir düzenlemeyi kabul etmiştir. Düzenleme, AB’deki yatırımcılara ve şirketlere hizmet sunan ESG derecelendirme sağlayıcılarının Avrupa Menkul Kıymetler ve Piyasalar Otoritesi (ESMA) tarafından yetkilendirilmesini ve denetlenmesini gerektirmektedir.

Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlamasına Dair Yeni Kurallar

Avrupa Birliği’nde 5 Ocak 2023’te yürürlüğe giren Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD) tüm büyük şirketlerin, mikro işletmeler hariç listelenen KOBİ’lerin ve hatta AB pazarında 150 milyon Euro’nun üzerinde gelir elde eden AB üyesi olmayan şirketlerin sosyal ve çevresel sorunlardan kaynaklanan riskler ve fırsatlar ile faaliyetlerinin insanlar ve çevre üzerindeki etkileri hakkındaki bilgileri açıklamalarını gerektirmektedir.

İklim Kriterlerine Dair Çalışmalar

AB, Sürdürülebilir Büyümenin Finansmanına İlişkin Eylem Planı’nın bir parçası olarak, yatırım kriterlerine ilişkin iki önlem açıklamıştır. Bunlardan ilki, iki tür iklim kriterinin (AB İklim Geçişi Benchmark’ı) ve (AB Paris uyumlu Benchmark’ın) oluşturulması. İkinci önlem ise tüm yatırım kriterleri için geçerli olacak ESG bildirim gerekliliklerinin tanımlanmasıdır.

Finansal Hizmetler Sektöründe Sürdürülebilirlikle İlgili Bildirimler

AB, paralarını sürdürülebilirlik hedeflerini destekleyen şirketlere ve projelere yatırmak isteyen yatırımcıların bilinçli seçimler yapmalarına yardımcı olmak amacıyla, finansal piyasa katılımcılarının sürdürülebilirlik bilgilerini ne şekilde açıklamaları gerektiğini ortaya koyan Sürdürülebilir Finans Bildirim Yönetmeliği (SFDR) adlı bir şeffaflık çerçevesi uygulamaya koymuştur.

Sürdürülebilir Finans Alanında Türkiye’de kaydedilen Gelişmeler

Türkiye Avrupa Yeşil Mutabakatına uyum sağlamak ve Paris Anlaşması çerçevesinde 2053 yılı için ilan ettiği net sıfır hedefine ulaşmak üzere son yıllarda sürdürülebilir finans alanında önemli adımlar atmıştır.

Bu çerçevede atılan adımlar arasında, 29 Aralık 2023 tarihli Resmî Gazete kararıyla halka açık şirketler ve belirli finansal kuruluşlar için “Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları”nın (TSRS 1 ve TSRS 2) zorunlu hale getirilmesi dikkat çekicidir. Bu standartlar, uluslararası IFRS S1 ve S2 standartlarıyla uyumlu olup, şirketlerin finansal raporlamalarında sürdürülebilirlik bilgilerini sistematik bir şekilde sunmalarını zorunlu kılmaktadır.

Ayrıca Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 2023 yılında gerçekleştirdiği ilk yeşil tahvil ihracı, SPK tarafından yayımlanan “Yeşil ve Sürdürülebilir Borçlanma Araçları Rehberi”, Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi’nin “Yeşil Sukuk Çalışma Raporu” ve BDDK’nın 2022-2025 Sürdürülebilir Bankacılık Stratejik Planı gibi çalışmalar, Türkiye’nin sürdürülebilir finans ekosistemini güçlendirmeye yönelik stratejik adımlarını göstermektedir.

Türkiye’nin sürdürülebilir finans yol haritasındaki en kritik gelişmelerden biri ise 2024 yılında yayımlanan Yeşil Taksonomi Yönetmeliği Taslağıdır. AB Taksonomisi ile yüksek uyum gözetilerek hazırlanan bu taslak, ekonomik faaliyetlerin çevresel hedefler doğrultusunda sınıflandırılmasına yönelik temel kriterleri belirlemektedir. Taslakta yalnızca sürdürülebilir faaliyetler değil, aynı zamanda “geçiş faaliyetleri” ve “kolaylaştırıcı faaliyetler” de tanımlanmıştır. Böylece, yüksek karbonlu sektörlerden daha düşük karbonlu teknolojilere geçişi destekleyen yatırımlar da sürdürülebilir finans kapsamına alınmıştır. Yönetmelik taslağına göre, şirketler 31 Aralık 2026’ya kadar gönüllü olarak raporlama yapabilecek, ancak 1 Ocak 2027 itibarıyla bu raporlama yükümlülüğü zorunlu hale gelecektir. Ayrıca raporlamaların dijital olarak E-Taksonomi Sistemi üzerinden yapılacağı ve yükümlülüklere uymayan şirketlere Çevre Kanunu kapsamında idari para cezaları uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu durum, yalnızca finans sektörünü değil, reel sektörün de sürdürülebilirlik kriterleri doğrultusunda dönüşmesini zorunlu kılacak ve Türkiye’de iş yapma biçimlerini köklü şekilde değiştirecektir.

Sonuç olarak, sürdürülebilir finans, hem küresel ölçekte iklim kriziyle mücadele hem de sosyal ve ekonomik kalkınmanın sağlanması için kritik bir rol oynamaktadır. Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında geliştirdiği finansal düzenlemeler, Türkiye için de yol gösterici olmuş; ülke, TSRS standartları ve Yeşil Taksonomi Taslağı gibi düzenlemelerle ulusal düzeyde önemli adımlar atmıştır. Türkiye’nin 2027’den itibaren zorunlu hale gelecek Yeşil Taksonomi uygulaması, yalnızca finansal piyasalarda şeffaflığı ve yatırımcı güvenini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda sanayiden enerjiye, ulaşımdan tarıma kadar pek çok sektörde sürdürülebilir dönüşümün hızlanmasını sağlayacaktır. Bu dönüşüm, Türkiye’nin uluslararası yatırımcılar nezdindeki rekabet gücünü yükseltirken, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre ve daha dirençli bir ekonomi bırakma yolunda stratejik bir katkı sunacaktır.

By Published On: 2 Ekim 2025Categories: BlogTags:

Blog yazımızı paylaşın